Prof. Dr. Yaşar, “İklim krizi Yozgat’ta tarladan sofraya kadar her alanda hissediliyor. Su kaynaklarımız azalıyor ve bu durum sadece çiftçiyi değil, tüm şehir hayatını doğrudan etkiliyor” dedi.
Yaşar, mevsimlerin önceki yıllardaki gibi yaşanmadığını, yağış düzeninin bozulduğunu belirtti. Kışların daha ılıman, yazların ise daha uzun ve kurak geçtiğini dile getiren Yaşar, bu düzensizliğin bazen kuraklığa, bazen de ani sellere yol açtığını kaydetti.
Prof. Dr. Yaşar, iklim değişikliği ve su azlığının tarımsal verimi düşürdüğünü ve çiftçi maliyetlerini artırdığını belirtti. Tarım ve hayvancılığın zayıflaması ile birlikte kırsal ekonominin daraldığını ve genç nüfusun göç etmek zorunda kaldığını anlattı. Yaşar, köylerin yaşlanmasının ve üretim kültürünün zayıflamasının Yozgat için büyük bir risk oluşturduğunu vurgulayarak, bu olumsuz tablonun kaçınılmaz olmadığını ifade etti. Doğru planlama ve ortak akılla tarımın güçlendirilebileceğinin altını çizen Yaşar, gençlerin Yozgat’ta kalmasının sağlanabileceğini aktardı.
Modern sulama ve doğru ürün deseninin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu belirten Prof. Dr. Yaşar, Yozgat Valiliği himayesinde atılacak her adımda üniversite olarak destek vermeye hazır olduklarını bildirdi. “Kuraklığa dayanıklı bitki çeşitleri, toprağın nemini koruyan uygulamalar ve planlı üretim çiftçimizin emeğini güvence altına alacaktır. Kooperatifçilik ve tarım teknolojileri gençler için yeni umut olabilir” şeklinde konuştu.
Ayrıca, Yozgat’ın bereketli toprakları ve dayanışma kültürüyle iklim değişikliğine uyum sağlama potansiyelinin olduğunu vurgulayan Yaşar, gelecek nesiller için suyu merkeze alan, iklimi ciddiye alan ve insanı yerinde tutan bir dönüşüm çağrısında bulundu. Bu dönüşümün başarılı olması halinde, Yozgat’ta göçün durdurulabileceğini ve yerinde kalkınmanın güçlenebileceğini ifade etti.
